Kimya ve Önemi

Bilinen bütün maddeler –gaz, sıvı, katı ve plazma– kimyasal elementlerden veya bu elementlerin oluşturduğu bileşiklerden meydana gelir. İnsanoğlunun dünyanın yapısını anlama gayretlerinin özünde kimya bilgisi oluşturur. Bununla beraber yaşayan bütün organizmalardaki sistemler kimyasal reaksiyonlar tarafından kontrol edilmektedir. Günümüzde kimya biliminin ürettiği bilgi ve bu bilgiye dayalı olarak geliştirilen teknolojiler hayatımızın her safhasında yer almaktadır. Örneğin, kimya bilgisine sahip olmazsak; içecek temiz su elde etmekte veya kirlettiğimiz suları temizlemekte sorun yaşar, çoğu zaman sağlığımızı emanet ettiğimiz ilaçlarımızdan yoksun kalır, yeni yakıtlar üretemez ve fosil yakıtlara bağlı olarak gelişen küresel ısınma sorunuyla mücadele edemez, artan dünya nüfusunun ihtiyaçlarını karşılayabilecek oranda gıda üretemez ve kıtlıkla yüz yüze kalır veya gündelik yaşamımızın en önemli bir kısmını işgal eden elektronik malzemelerden yoksun yaşamak zorunda kalırdık.
Antik Mısır’da 4 bin yıl öncesinde “simya” olarak yürütülen faaliyetlerle başlayan kimya araştırmaları, insanoğlunun içinde yaşadığı dünyayı ve kendi bedenini daha yakından incelemek istemesiyle ortaya çıkmıştır. Binlerce yıl boyunca insanoğlunun mistik öğretilerle bir arada kullandığı simya teknikleri, çeşitli metallerin “altına” dönüştürülmesi için dahi kullanılmıştır. Kozmetik amaçlı ve mumyalama gibi işlemler için Mısırlılar çok çeşitli kimyasal ürünler kullanmakta ve birçok farklı işlemden geçirdikleri maddeleri tozlar haline dönüştürerek harmanlamaktaydı. Çin medeniyetinde de binlerce yıldır birçok farklı bitki özünün kimyasal işlemlerden geçirildiği bilinmektedir.
Antik Yunanlı felsefeciler; doğada birçok farklı element bulunduğunu, bu elementlerin her birinin farklı özelliklere sahip olduğunu ve elementlerin birbirleri ile etkileşime geçerek apayrı özelliklere sahip olan yeni maddeler oluşturabileceği sonucuna “yalnızca akıl yürüterek” yani felsefenin gücünü kullanarak varabilmiştir. Platon ile gündeme gelen “atomculuk” ekolü sayesinde kimya bilimine olan ilgi daha da artmış ve insanlar çevrelerindeki maddeleri meydana getiren unsurlar hakkında kapsamlı araştırmalar yapmaya başlamıştır. İnsan bedeninin de dev bir “simya laboratuvarı” olduğu düşünülürse, insanoğlunun bedeni de karmaşık işlemlerin yürütüldüğü bir kimya laboratuvarıdır.
Geriye doğru gidilirse kimya bilimi; Modern kimya, geleneksel kimya, “simya” ve simya öncesi olarak dört temel aşamadan geçmiştir. 1600′lere kadar simya ile kimya kelimeleri aynı anlamda kullanılmış olsa da, bu dönemden itibaren simya daha ziyade metallerin altına dönüştürülmesi için kullanılan bir tabir haline gelmiştir. Yüzlerce yıl boyunca inisiyasyon yöntemi ile öğretilen ve başta “büyü” olmak üzere çok çeşitli metafiziksel uygulamada kullanılan simya teknikleri, günümüzün modern kimyası ile uzaktan yakından ilgisi olmayan tamamen farklı bir alanı temsil etmektedir. Zira modern kimya, metodolojik bir şekilde ve bilimsel yönteme yani metafiziğe bağlı olarak yürüten araştırmaları kapsamaktadır. Bir başka değişle spiritüalizm ile ilgisiz tamamen madde üzerine yoğunlaşmış bir bilim dalıdır.
Maddenin yapısının ve diğer maddelerle olan etkileşiminin insanoğlu tarafından bilinmesi günümüzde hayatın her alanında kullanılan ürünlerin yapımına imkan sağlamıştır. Evlerde kullanılan temizlik ürünlerinden parfümlere, araba boyalarından duvar boyalarına, çözücülerden zirai ilaçlara kimya bilimi insan hayatının her alanını etkilemektedir. Tüm bunların ötesinde modern tıbbın kullandığı tüm ilaçlar da yine kimya biliminin gelişmesi sayesinde üretilmiş ve milyarlarca insanın hastalıklarına çözüm üretmiştir. Mikroplara karşı mücadele edilmesini sağlayan uygulamaların tamamı kimya biliminin araştırmalar sayesinde yapılmakta, tarım ürünlerinin daha sağlıklı bir şekilde yetiştirilmesi kimya biliminin bulduğu ilaçlar ile sağlamaktadır. Kısacası kimya bilimi insanoğlu dünya üzerinde var olduğu sürece tüm insanların yaşamında olmaya devam edecek “doğa bilimlerinin en önemli bilim dallarından biridir”.

Kaynak:
Sözbilir, M. (2013). 2011 Uluslararası Kimya Yılı ve IUPAC. M. Sözbilir (Ed). Türkiye’de Kimya Eğitimi içinde (ss. 1-9). İstanbul: Türkiye Kimya Derneği Yayın No: 22.

535 Comments:

Comments are closed.